Kristen Stewart’dan Şaşırtan İtiraf: ‘Prenses Diana’nın Hayaleti Peşimi Bırakmıyor’
Kristen Stewart, Prenses Diana rolüyle ilgili şaşırtıcı bir itirafta bulundu. Diana’nın etkisi hala hayatında devam ediyor.
Hollywood’un önde gelen isimlerinden Kristen Stewart, Prenses Diana rolü ile ödül törenlerinde adından sıkça söz ettirmişti. Ancak yıllar sonra yaptığı bir itiraf, birçok kişiyi şaşırttı. Stewart, canlandırdığı karakterlerle olan bağının ne denli derin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
35 yaşındaki Amerikalı oyuncu, Spencer filminde Prenses Diana’yı canlandırdıktan sonra, Diana’nın etkisinden kurtulamadığını belirtti. Stewart, Paris veya Londra sokaklarında araba kullanırken bile aklından Diana’nın çıkmadığını ifade etti.
Prenses Diana’nın içsel çatışmalarını ele alan ve 1991 Noel’inde Prens Charles ile evliliğini sona erdirmeyi düşündüğü zor süreçleri anlatan Spencer filmi, Stewart’a Oscar, Altın Küre ve Critics’ Choice adaylıkları kazandırmıştı. Ancak görünen o ki, bu rolün getirdiği yük sadece ödüllerle sınırlı kalmamış.
Filmden yaklaşık beş yıl sonra yaptığı açıklamada, 31 Ağustos 1997’de Paris’te geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Prenses Diana’nın hala zihninde ve kalbinde yaşadığını dile getirdi. Diana, o dönemde sevgilisi olduğu iddia edilen Dodi Fayed ile birlikte Pont de l’Alma tünelinde kaza yapmış, Fayed ve şoför Henri Paul olay yerinde hayatlarını kaybetmişti.
Stewart, The Telegraph ile yaptığı röportajda, “Bu şehirde ya da Paris’te araba kullanmam imkansız. Onu düşünmeden edemiyorum, sanki hayaleti peşimi bırakmıyor. Bu kadından taşan sevgi… Her an onun için ağlayabilirim” sözleriyle duygularını ifade etti. Ünlü oyuncu, çekimlerin tamamlanmasının ardından kendisini Diana gibi “yalnız” hissettiğini ve bu duygudan hala kurtulamadığını da ekledi.
Stewart, yönetmen Pablo Larraín’in rolü ona teklif ederken aralarındaki benzerliği fark ettiğini söyledi. “Enerjimde Diana’yla örtüşen bir şey vardı” diyen oyuncu, ses ve hareket koçlarıyla çalıştığını, lüks elbiselerle dolu bir gardırobun dönüşüm sürecinde önemli bir rol oynadığını belirtti. “O kıyafetler birer zırhtı. O şatonun bir hapishane gibi hissettirdiği dünyada, ihtişamlı parçalarla Diana’nın fiziksel alanına girebildim. Bu başlı başına bir şiirdi.”
Diana ve Charles’ın evliliği, yıllar boyunca sadakatsizlik iddialarıyla sarsılmış, sızdırılan telefon konuşmaları kamuoyuna yansımıştı. Charles, 1994’te evlilik dışı bir ilişki yaşadığını kabul etmiş, bunun evliliğin “geri dönülmez biçimde çöktüğü” bir dönemde gerçekleştiğini savunmuştu.
Diana’nın ölümüne ilişkin 2008’de yapılan soruşturma, kazada hem alkollü olduğu belirlenen şoför Henri Paul’un hem de paparazzilerin rolü olduğunu ortaya koymuştu. Jüri, Diana ve Dodi Fayed’in “hukuka aykırı biçimde öldüğü” yönünde karar vermişti.




