Kistik Fibrozis Tanısında Yenilikçi Biyosensör Geliştiriliyor

Kistik fibrozis hastalığının tanı ve takibinde yeni biyosensör teknolojileri geliştiriliyor. Proje TÜBİTAK tarafından destekleniyor.

Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Usta, yaşamı tehdit eden ve ilerleyici bir genetik akciğer hastalığı olan kistik fibrozisin tanı ve izlenmesinde yenilikçi biyosensör teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini açıkladı. Kistik fibrozisin, solunum ve sindirim sistemlerini etkileyerek enfeksiyonlara ve hasara yol açan bir genetik hastalık olduğunu belirten Usta, bu hastalığın erken teşhisinin önemine vurgu yaptı.

Atılım Üniversitesi ile iş birliği içinde yürütülen “Pankreatit İlişkili Proteine (PAP) Karşı DNA Aptamerleri ve Aptamer Temelli Kuvars Kristal Mikroterazi Biyosensörünün Geliştirilmesi Projesi”nin TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandığını ifade eden Usta, projenin amacı doğrultusunda yenilikçi biyosensör teknolojileri geliştirmeyi hedeflediklerini aktardı.

Usta, Sağlık Bakanlığı’nın yeni doğan bebeklerde kistik fibrozisin tespiti için uyguladığı tarama programına da dikkat çekerek, hastalığın yaklaşık 2 bin varyantının bulunduğunu ve bu nedenle erken teşhis edilmesinin kritik olduğunu sözlerine ekledi.

Bu projede, immüno analizlerde kullanılan antijen veya antikorların yerini alabilecek aptamer olarak bilinen tek zincirli DNA molekülleri geliştirmeyi amaçladıklarını belirten Usta, bu yeni yöntemin PAP’ı analiz etmede kullanılabileceğini ifade etti. Usta, “Bu yöntemi kistik fibrozis tarama programında kullanılabilir hale getirmek ikinci temel amacımız olacak” dedi.

Proje yürütücüsü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Emecen, projede ilk aşamada bir prob sentezlemeyi hedeflediklerini belirtti. Emecen, bu probun kistik fibrozis hastalarında tarama programlarında kullanılan PAP proteini ile bağlanmasını sağlayacak şekilde sentezleneceğini açıkladı.

Emecen, geliştirdikleri yöntemin “kuartz kristal mikroterazi” olarak adlandırıldığını ve bu yöntemin spesifik bir ölçüm yöntemi olduğunu belirterek, “Bu sensöre entegre edilecek. Proje tamamlandığında mevcut bir yönteme alternatif olacak. Bilimsel açıdan, literatürde böyle bir proteine karşı sentezlenmiş bir prob bulunmamaktadır. Bu nedenle bilimsel bir boşluğu dolduracak ve ticari potansiyeli de olabilir” dedi. Emecen, projenin 3 yıl içinde tamamlanmasının hedeflendiğini de sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu