TKSD’den Yapay Zeka ile Sürdürülebilir Gelecek Çağrısı
TKSD, yapay zekanın sürdürülebilirlikteki rolünü vurgulayarak, toplumsal fayda için kullanılmasının önemine dikkat çekti.
Yapay zeka, günümüzde yalnızca ekonomik verimlilik sağlamakla kalmayıp, insanlığın karşılaştığı ortak sorunlara çözüm üretme ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etme amacıyla da kullanılmalıdır. Bu bağlamda, Türkiye’de kurumsal sorumluluk ve sürdürülebilirlik alanında öncü olan TKSD, yapay zekanın bu dönüşümdeki stratejik önemine dikkat çekiyor ve teknolojinin toplumsal fayda odaklı bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Son zamanlarda “AI for Good” olarak adlandırılan yapay zeka uygulamaları, küresel gündemin önemli bir parçası haline geldi. Bu yaklaşım, teknolojinin yalnızca kâr amacı gütmeyen bir araç olmasının ötesine geçerek, insanlık ve gezegen için değer yaratma gerekliliğini ön plana çıkarıyor. TKSD Yönetim Kurulu Başkanı Nuran Aksu, yapay zekanın çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki dönüşümü hızlandıran stratejik bir araç olduğuna inandıklarını belirterek, “Yapay zekayı sadece verimlilik için değil, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal fayda için kullanmalıyız. Bu teknolojinin şeffaflık ve güven inşasındaki rolü artık göz ardı edilemez.” ifadelerini kullandı.
Yapay zeka, ESG ölçüm ve öngörüsünü artırıyor
“AI for Good” anlayışı, sürdürülebilirlik hedeflerinin daha doğru bir şekilde ölçülmesini, risklerin önceden tespit edilmesini ve karar alma süreçlerinin tamamen veri odaklı bir şekilde ilerlemesini mümkün kılıyor. Yapay zeka, karbon emisyonlarının hesaplanmasından iklim risklerinin analizine, toplumsal etki ölçümünden ESG raporlamasında şeffaflığın artırılmasına kadar geniş bir yelpazede somut katkılar sağlıyor.
Yapay zeka, şirketlerin ESG performansını artırıyor
Yapay zeka destekli sistemler, şirketlerin mevcut performanslarını izlemekle kalmayıp, çevresel boyutta büyük veri analizi ile daha doğru emisyon ölçümleri yapmalarını ve gelecekteki iklim risklerini öngörerek proaktif önlemler almalarını sağlıyor. Bu teknolojik güç, sosyal alanda toplumsal etkiyi soyut bir kavram olmaktan çıkararak ölçülebilir bir hale getiriyor; çalışan memnuniyetinden toplumsal cinsiyet eşitliği verilerine kadar birçok kritik göstergenin sağlıklı bir şekilde takip edilmesine olanak tanıyor. Yönetişim süreçlerinde ise veri doğrulama ve düzenleme takibi gibi karmaşık süreçleri otomatikleştiren yapay zeka, kurumların yönetişim kalitesini artırırken ‘greenwashing’ (yeşil aklama) risklerini tespit ederek paydaş güvenini yeniden tesis ediyor. Yapay zekanın etkisini değerlendirirken, yalnızca tükettiği kaynaklara değil; karar alma süreçlerini nasıl dönüştürdüğüne, eşitsizlikleri azaltma veya derinleştirme potansiyeline ve yarattığı toplam değere de odaklanmak gerekiyor.
Yapay zeka enerji tüketimi eleştirileri yeniden gündemde
Yapay zekanın enerji tüketimine yönelik artan eleştiriler, farklı bir bakış açısıyla ele alınmalı. OpenAI CEO’su Sam Altman’ın da belirttiği gibi, bir insanın uzmanlaşması için gereken yıllar süren eğitim ve fiziksel altyapı maliyetleri göz önüne alındığında, yapay zeka modellerinin bilgiyi milyonlarca kişiye hızla ulaştırma kapasitesi, enerji tartışmasını “Yapay zeka, harcadığı enerjiden daha büyük bir toplumsal ve çevresel değer üretebiliyor mu?” sorusu etrafında şekillendiriyor.
Etik ve insan odaklı dönüşüm gereklidir
Bu dönüşümün başarılı olabilmesi için etik, şeffaf ve insan odaklı ilkelerin gözetilmesi şarttır. Veri gizliliği ve algoritmik tarafsızlık ilkeleriyle çelişen uygulamalar, sürdürülebilirlik hedeflerine zarar verebilir. TKSD olarak, yapay zekanın ESG alanında sorumlu ve etkili bir şekilde kullanılmasını desteklemeye devam edeceğiz.




