Murat Bardakçı, Mehmet Çebi’nin Eşsiz Saat Koleksiyonunu İnceledi
Murat Bardakçı, Mehmet Çebi’nin 1600’lerden 1900’lere uzanan etkileyici saat koleksiyonunu kaleme aldı.
Yazar Murat Bardakçı, son yazısında iş insanı Mehmet Çebi’nin sahip olduğu etkileyici saat koleksiyonunu kaleme aldı. Bardakçı, Çebi’nin koleksiyonunun 1600’lerin sonlarından 1900’lerin başlarına kadar uzanan önemli parçalardan oluştuğunu belirtti.
Bardakçı, HaberTürk’teki yazısında, İslam eserleri ve Osmanlı hat sanatı alanında tanınmış bir koleksiyoner olan Mehmet Çebi’nin saat koleksiyonunu inceledi. Yazısının başlangıcında Çebi hakkında, “Türkiye’de hat sanatını yeniden canlandıran, bu konuda birçok etkinlik düzenleyen ve hattatlara iş imkânı sağlayan bir iş insanı ve geniş bir koleksiyonun sahibidir.” ifadelerine yer verdi.
Bardakçı, Çebi’nin eski cep saatleri toplamaya başladığını ve bu koleksiyonun başlangıçta amatörce kalacağını düşündüğünü ancak Tophane-i Âmire’de açtığı sergiyi görünce gerçek potansiyelini fark ettiğini aktardı. Çebi, Avrupa’daki müzayedelerden ve antikacılardan yaklaşık 1500 cep saati toplamış, ancak sergide yalnızca 307’sini sergileyebilmişti.
Yazar, sergi alanında 1600’lerin sonundan 1900’lerin başına kadar üretilmiş Patek Philippe, Breguet, Vacheron Constantin gibi ünlü saat markalarının yer aldığını belirtti. Bu markaların yanı sıra artık mevcut olmayan birçok markanın da koleksiyonda bulunduğunu vurguladı.
Çebi’nin koleksiyonundaki en değerli parçanın, Rus Çarı Birinci Nikola’nın 1844’te İngiltere Kraliçesi Victoria ve Prens Albert’e hediye ettiği Calame Robert markalı cep saati olduğunu ifade eden Bardakçı, bu saatin orijinal kutusunun da mevcut olduğunu ekledi.
Bardakçı, Türkiye’nin en zengin saat koleksiyonunun Topkapı Sarayı’nda bulunduğunu, burada duvar saatlerinden masa saatlerine kadar birçok markanın yer aldığını, ancak cep saatlerinin sayısının daha az olduğunu belirtti. Çebi’nin koleksiyonunun, kaliteli ve zengin bir koleksiyon oluşturmanın bilgi, dikkatli bir göz ve maddi kaynak gerektirdiğini hatırlattığını ifade etti.
Yazısının sonunda, Çebi’nin karakterine dair bir anekdot paylaşan Bardakçı, bir arkadaşının sergideki saatleri görünce, “Çebi’yi deliliğini bilirdik ama meğerse zırdeli imiş” dediğini aktardı.




