Aylin Balboa’nın ‘Bu Hikâye Senden Uzun Osman’ Tiyatroda

‘Bu Hikâye Senden Uzun Osman’, Aylin Balboa’nın eserinden Şenay Gürler’in performansıyla sahneye taşındı.

Ölüm, bu dünyadaki en acı ve somut gerçeklerden biri olarak kabul edilir. Ancak Türk halk edebiyatında, ölümden daha zorlayıcı bir kavram vardır: Ayrılık.

Aylin Balboa, 2017 ile 2022 yılları arasında Kafa dergisinde yayımladığı mektup formundaki öykülerini bir araya getirerek, ‘Bu Hikâye Senden Uzun Osman’ adını verdiği eseri oluşturdu. Bu yapıt, Şenay Gürler’in tek kişilik performansıyla Fişekhane’de prömiyerini gerçekleştirdi.

Salih Usta’nın yönetiminde, Sertaç Sayın’ın metin danışmanlığı, Ozan Ömer Akgül’ün dramaturgluğu ve Mehmet Küçükgünaydın’ın yapımcılığıyla sahneye taşınan eser, uzun yıllar birlikte olduğu hayat arkadaşından ayrılan bir kadının içsel dönüşümünü ele alıyor. Başlangıçta eski hayat arkadaşına yazılan mektuplar, karakterin kendi hikayesini, kırılma anlarını ve kişisel yolculuğunu kaydettiği bir anlatıya dönüşüyor.

İÇSEL HESAPLAŞMA

Toplamda 20 mektup ve hemen hemen satır satır sahneye taşınan bu hikaye, Şenay Gürler’in ustalığıyla hayat buluyor. Mimikleri, tavırları ve ses tonlamasıyla izleyicinin Osman’dan hesap sormasına neden oluyor. Rabia Kip’in 80’lerin modern ofis mimarisini yansıtan dekor tasarımı, Gürler’in dinamik performansıyla birleşerek metnin ve anlatının ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

Kahramanın duygusal geçişlerini izleyiciye aktaran ışık ve ses tasarımı da oldukça etkileyici. Işık tasarımı Ayşe Sedef Ayter’e, ses tasarımı ise Güneş Bozkır’a ait. Oyun, 6 Mart’ta Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde, 14 Mart’ta Akatlar Kültür Merkezi’nde, 23 Mart’ta Trump Sahne’de ve 1 Nisan’da Ses Tiyatrosu’nda izleyicilerle buluşacak. Oyun hakkında daha fazla bilgiye ‘Biletinial’ internet sitesinden ulaşılabilir.

DÖNÜŞÜM SÜRECİ

Oyun sırasında, psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross’un yas sürecinin beş aşamasını tanımladığı ‘Kübler-Ross Modeli’ akla geliyor. Şenay Gürler’in canlandırdığı karakter, ayrılığın yarattığı etkilerle inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme aşamalarından geçiyor. Bu süreç, ayrılığın da sevdaya dahil olduğunun kabul edildiği bir olgunlaşma aşamasını temsil ediyor. Karakter, bu aşamalarda ağlıyor, gülüyor ve kızıyor; ancak en önemlisi, olgunlaşıyor ve dönüşüyor.

Hikaye, bir aşk hikayesi olmanın ötesine geçerek, günümüzün toplumsal sorunlarına da ışık tutuyor. Salgın döneminin etkileri, modern insanın alışkanlıkları ve kapitalizmin yarattığı yeni insan tipi gibi unsurlar, eserin derinliğini artırıyor. Gerçekten de bu hikaye, Osman’dan daha uzun. Sonuç olarak, oyundan çıkarılan ders: ‘Kimse kendini bir şey sanmasın, bizden büyük hayat var Osman.’

GELECEK OYUNLAR

Oyun sonrasında Fişekhane Ana Sahne’nin diğer yapımlarına göz attım. Öne çıkan bazı öneriler arasında, 25’inci Direklerarası Seyirci Ödülleri’nde “yılın komedi yapımı” seçilen “Aşk Listesi” (5 Mart saat 20.30), Sam Shepard’ın “True West” oyunundan uyarlanan “Cırcır Böcekleri, İtler ve Biz” (7 Mart saat 20.30) ve Molière’in “Cimri” (15 Mart saat 16.00) yer alıyor. Ayrıca, Dario Fo’nun “Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!” adlı politik komedisi de 28 Mart saat 20.30’da sahnelenecek.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu