Her Dört Kadından Birinde Düşük Yumurtalık Rezervi Tespit Ediliyor
Kadınlarda düşük yumurtalık rezervi oranı her dört kadından birinde görülüyor. Uzmanlar, sağlıklı yaşam tarzının önemine dikkat çekiyor.
Kariyer ve evlilik planlarının ertelenmesiyle kadınların anne olma yaşının yükseldiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Murat Ekin, düşük yumurtalık rezervinin yaygın bir sorun olduğunu ifade etti. Ekin, “Yumurtalık rezervi, kadınların doğurganlığını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. 20’li ve 30’lu yaşlarda en üst seviyeye ulaşırken, 30 yaşından itibaren azalmaya başlar ve bu düşüş 35 yaş sonrası hızlanır. Düşük yumurtalık rezervi neredeyse her dört kadından birinde gözlemleniyor,” şeklinde konuştu.
Son yıllarda bu konuda yapılan araştırmaların dikkat çekici sonuçlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Ekin, beslenme ve yaşam tarzının doğurganlık üzerindeki etkisinin önemine vurgu yaptı. Yumurtalık rezervinin, yumurtalıklardaki üreme hücrelerinin toplamını ifade ettiğini söyleyen Ekin, genetik faktörlerin de bu süreçte belirleyici rol oynadığını kaydetti. Ailesinde erken menopoz öyküsü bulunan kadınların daha dikkatli olması gerektiğini belirten uzman, endometriozis, geçmişteki yumurtalık ameliyatları, kemoterapi ve radyoterapi gibi durumların risk faktörlerini artırdığını ifade etti.
Yaşanan bu durumların yanı sıra, günümüzde evlilik yaşının yükselmesi ve çocuk sahibi olma planlarının ertelenmesi süreci daha da kritik hale getirdi. Prof. Dr. Ekin, yumurtalık sağlığını korumak için sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Stres yönetimi, yeterli uyku ve ideal kilonun korunmasının kritik olduğunu vurgulayan Ekin, haftada en az 2-2,5 saat egzersiz yapılmasının faydalı olacağını söyledi. Ayrıca, beden kitle indeksinin 25’in altında olmasının yumurtalık fonksiyonlarını desteklediğini ifade etti.
Sigara, alkol ve kimyasal toksinlerden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Ekin, beslenmenin de doğurganlık üzerindeki etkisine dikkat çekti. Fast food ve yüksek glisemik indeksli gıdalardan kaçınılması gerektiğini belirten uzman, Akdeniz tipi beslenmenin tercih edilmesini önerdi. Badem, ceviz ve avokado gibi sağlıklı besinlerin yanı sıra A, C, D ve E vitaminlerinin de önemine vurgu yaptı. Omega-3, çinko ve selenyum gibi desteklerin de bu süreçte faydalı olabileceğini söyledi.
Yumurtalık rezervinin düzenli kontrollerle izlenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ekin, AMH testi ve ultrason ile yumurtalık rezervinin değerlendirilebileceğini ifade etti. Rezervin azaldığı durumlarda farklı tedavi seçeneklerinin devreye girebileceğini, gerektiğinde yumurta dondurma veya destek tedavileri sunabileceklerini sözlerine ekledi.




