İlişkilerde Gerçekçi Beklentilerle Daha Sağlıklı Bağlar Kurun
Psikoterapist Esther Perel, ilişkilerde vazgeçilmesi gereken 4 mit ile sağlıklı beklentilerin önemini vurguluyor.
İlişkilerde beklentilerin karşılanmaması, çoğu zaman sorun olarak algılansa da, bu durumun üstesinden gelmek mümkündür. Psikoterapist Esther Perel, “İlişkilerimizin kalitesi, hayatımızın kalitesini belirler” diyerek, aşka dair bırakılması gereken bazı mitleri gündeme getiriyor.
Partnerinizin sizi yeterince tanımadığını düşünmek veya beklentilerinizin karşılanmaması, çoğu zaman hayal kırıklığına yol açar. Ancak Perel, bu tür beklentilerin gerçekçi olmadığını savunuyor. Umutların kaybolmaması gerektiğini de vurgulayan Perel, mevcut anlayışları sorgulamamız gerektiğini belirtiyor.
İlişkilerde karşı cinsin birbirinden beklentileri üzerine sıkça tartışmalar yaşanmakta. Modern ilişkilerde bu beklentilerin sağlıklı bir ilişki için temel oluşturduğunu ifade eden Perel, beklentilerin gerçekçi olmaması durumunda ilişki sorunlarının kaçınılmaz hale geldiğini söylüyor. Bu mitleri aşmak, ilişkilerde net ve cesur olmanın kapılarını aralıyor ve hayal edilenden daha fazlasını elde etme şansını artırıyor.
Esther Perel, ikili ilişkiler ve “Erotik zekâ” konularında dünya çapında tanınan bir otorite olarak, özellikle uzun süreli ilişkilerde tutku ve arzunun sürdürülmesi üzerine önemli görüşlere sahiptir. “Tutsak Cinsellik: Erotik Zihnin Kilidini Açmak” adlı eseriyle dikkat çeken Perel, insanlara ilişkilerinde kendilerini keşfetmeleri konusunda rehberlik ediyor.
Perel, ilişkilerde gerçekçi beklentilerin hayal ettiğimizden çok daha fazlasını getirebileceğini ifade ediyor. Beklentiler üzerine yaptığı paylaşımlarda, sağlıklı ilişkiler için bazı yanlış algılara dikkat çekiyor. “Gerçekçi beklentilere sahip olduğunuzda, istediğiniz şeyden daha fazlasını bulma şansınız artar” diyor.
İlk mit, “Partnerime her şeyi anlatmalıyım” düşüncesidir. Duyguların paylaşılması, yakınlığın göstergesi olarak kabul edilse de, her şeyi partnerle paylaşmak her zaman doğru bir yaklaşım olmayabilir. Perel, “Samimiyet, her şeyin paylaşılması demek değildir. Bazı şeyler, arkadaşlar veya terapistler ile paylaşılmalıdır” diyerek bu konudaki yanlış anlamalara dikkat çekiyor.
İkinci mit ise, “Beni tanısaydın bunu bilirdin…” ifadesidir. Partnerimizin, ne hissettiğimizi ve neye ihtiyacımız olduğunu bilmesini beklemek, çoğu zaman gerilime yol açar. Perel, “İhtiyaçlarımızı açıkça ifade etmemiz gerekir. Partnerlerimiz bizim uzantımız değildir” diyerek iletişimin önemini vurguluyor.
Üçüncü mit, “Partnerim, anne-babamın vermediği her şeyi sunmalıdır” düşüncesidir. İlişkilerde bazı beklentilerimizin geçmişte yaşadığımız eksikliklerden kaynaklandığını belirten Perel, “Sevgi ve güven duygusu sunulabilir, ancak bu sorumluluk değildir” diyor.
Dördüncü ve son mit ise, “O değişirse her şey daha iyi olacak” beklentisidir. Perel, “Karşı tarafın değişmesini beklemek, çoğu zaman yanıltıcıdır. İlişkinin dinamiklerine dair bir değişim beklemek daha gerçekçidir” diyerek, ilişkinin iki taraflı bir yolculuk olduğunu hatırlatıyor.




