Ayla Turan’ın 30 Yıllık Sanat Yolculuğu: Retrospektif Sergisi
Ayla Turan’ın 30 yıllık sanat kariyerini sergileyen retrospektif, izleyicilere derin bir deneyim sunuyor.
İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, 9 Şubat’ta kapılarını açtığı “Ayla Turan Retrospektif” sergisiyle izleyicilere sanatçının 30 yıllık yaratım sürecini sunuyor. Sergi, mermerden bronza, ahşaptan polyestere kadar geniş bir malzeme yelpazesini bir araya getirirken, Turan’ın günlük yaşamdan esinlenerek oluşturduğu figürler ve çocukluk temalı son dönem eserleriyle dikkat çekiyor. Sanatçı, sergi hazırlık sürecini “eski albümleri karıştırmak” olarak tanımlayarak, geçmişle günümüz arasında bir köprü kurduğunu ifade ediyor.
Röportajda, retrospektifin hazırlanma süreci ve Ayla Turan’ın sanat pratiğindeki değişim ele alınıyor. Turan, sergide yer alması gereken eserleri belirlerken, geçmiş dönem çalışmalarının bugünkü pratiğinin temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor. Özellikle 1993 yılında yaptığı mermer cenin heykeli, onun sanat yolculuğunun başlangıcını simgeliyor. Ayrıca, “Umut” adlı eseri, onun için bir direniş sembolü olarak öne çıkıyor. Ancak, sergi alanının sınırlamaları nedeniyle bazı büyük ölçekli heykellerini sergileyemediğini, yalnızca fotoğraflarına yer verildiğini belirtiyor.
Turan, heykellerinde kullandığı farklı malzemelerin, fikirle olan etkileşimini de ele alıyor. Malzeme ve form arasındaki ilişkiyi sorgularken, hareket hissinin heykellerinde nasıl bir dinamizm yarattığını da açıklıyor. Heykellerinin jestleri üzerinden hareketi yakaladığını ve izleyicinin algısında bu hareketin devam etmesi gerektiğini ifade ediyor. Son dönem çalışmalarında çocukluk ve hafıza temalarının öne çıktığını, bunun kişisel bir dönüşümle bağlantılı olduğunu dile getiriyor. Zamanla hafızanın öneminin arttığını ve çocuk figürü aracılığıyla geçmişle bağ kurduğunu belirtiyor.
Üretim disiplininin yıllar içinde nasıl değiştiğini de paylaşan sanatçı, gençliğindeki sabırsızlığın yerini daha sistemli bir çalışmaya bıraktığını ifade ediyor. Bu retrospektifin ona sürekliliğin ve disiplinli çalışmanın önemini gösterdiğini, tekrar eden temaların aslında bir bütün oluşturduğunu fark ettiğini aktarıyor. Gelecek dönem için deneysel çalışmalara yönelmek istediğini belirtiyor.
Turan, sergiyi gezen izleyicilerden heykellerle duygusal bir bağ kurmalarını, kavramsal katmanları çözmeye çalışmadan önce hissetmelerini istiyor. Her heykelin bir sessizliği olduğunu ve anlamın çoğu zaman bu sessizlikte ortaya çıktığını vurguluyor. İzleyicilerin eserlerle kurduğu ilişkinin, eseri yeniden üretme sürecine katkı sağladığını belirtiyor.




