Cannes Film Festivali’nde Sanat ve Politika Üzerine Tartışmalar

Cannes Film Festivali’nde jüri üyeleri, sanat ve politika ilişkisini ele alarak önemli açıklamalar yaptı.

Cannes Film Festivali’nin ana jüri üyeleri, festivalin ilk basın toplantısında sanat ile politika arasındaki ilişkiye dair önemli açıklamalarda bulundu. Jüri başkanı Park Chan-wook, politik düşüncelerin sanatsal bir dille ifade edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Sanat ile politikanın birbirinden ayrılması gerektiğini düşünmüyorum. Bu iki kavram zıt değildir; politik düşünceler, sanatsal bir dille ifade edildiklerinde değer kazanır” dedi.

Toplantıda, jürinin diğer üyeleri arasında yer alan İngiliz senarist Paul Laverty ve Fildişi Sahili kökenli Fransız aktör Isaach de Bankolé, daha radikal bir duruş sergileyerek, “Politika, halkın sorunlarını ifade eden ‘politis’ kelimesinden türetilmiştir. Halkın sorunlarıyla ilgilenmeyen bir sinema, sinema olamaz” şeklinde görüş bildirdiler.

Park Chan-wook, politik filmleri sinemanın düşmanı olarak görmemek gerektiğini ifade ederek, “Sanatsal niteliği olmayan bir politik film, yalnızca bir propaganda filmi olur. Ancak büyük bir film, politik içeriği olmasa bile göz ardı edilemez” dedi. Bu yılki jürinin, politik sinemaya daha sıcak bir yaklaşım sergileyeceği öngörülüyor.

Küresel krizler nedeniyle savunma sanayisine yapılan yatırımların artması ve enerji fiyatlarının yükselmesi, birçok ülkede aşırı sağ hareketlerin iktidara gelmesine zemin hazırlıyor. Fransa da bu durumla karşı karşıya. Festivalin ilk gününde, “Libération” gazetesinde yayımlanan 600 imzalı bir bildiride, aşırı sağ yanlısı iş insanı Vincent Bolloré’nin medya kuruluşlarını ele geçirmesine karşı çıkan sanatçılar arasında Fransız yönetmen Arthur Harari ve ünlü oyuncu Juliette Binoche da yer aldı.

Açılış gecesi, mali kökenli Fransız oyuncu Eye Haïdara’nın sunumuyla gerçekleştirildi. Peter Jackson’a verilen onur ödülünün de yer aldığı açılış töreni, Fransa’nın 950 sinema salonunda canlı olarak yayımlandı. Japon yönetmen Koji Fukada’nın “Nagi Notes” adlı filmi, izleyicileri küçük bir Japon kasabasına davet ediyor. Film, bir mimarın kendi geçmişini sorgularken, kasaba halkının yaşamlarına dair gözlemlerini aktarıyor. Fukada, bu içsel yolculuğu sade bir anlatımla sunarak, şiirsel gerçekçiliğin güzel bir örneğini ortaya koyuyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu