Gülistan Doku dosyasında yeni gelişmeler: Rapor her şeyi değiştirdi

Gülistan Doku dosyasında yeraltı görüntüleme raporu yeni bulgular ortaya çıkardı. Soruşturma derinleşiyor.

Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili soruşturma, Yeraltı Görüntüleme Cihazı (YGC) ile gerçekleştirilen inceleme raporunun dosyaya eklenmesiyle yeni bir boyut kazandı. Raporda, Tunceli’nin Koçpınar Köyü’nde mezar görünümünde bir boşluk tespit edildiği ve gömülen cesedin 1-2 yıl sonra çıkarıldığı belirtildi.

Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, aynı gün eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ile Tunceli Valiliği yakınlarında güvenlik kameralarına yansımıştı. Genç kızın şehir içi minibüse bindiği tespit edilmiş, ancak nerede indiği belirlenememişti. Telefon sinyali ise Uzunçayır Baraj Gölü ve Sarı Saltuk Viyadüğü çevresinden son kez alınmıştı.

Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte özel bir ekip kurulmuş, 700 saatlik MOBESE görüntüsü, HTS kayıtları ve baz istasyonu analizleri gözden geçirilmiştir. Bu çalışmalar neticesinde dosya, kayıp statüsünden çıkarılarak cinayet ve olası organize örtbas şüphesiyle genişletilmiştir.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinasyonunda, Tunceli merkezli olarak İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ ve İzmir’de eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirilmiş ve 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Şüphelilerin cinayet, delil karartma, örtbas etme ve kamu görevinin kötüye kullanılması suçlamalarıyla sorgulandığı ifade edilmiştir. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de bulunmaktadır.

Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı bir YGC operatörü tarafından hazırlanan “Yeraltı Görüntüleme Cihazı Arama Sonuç Raporu” dikkat çekmiştir. Raporda, yapılan inceleme sonucunda belirtilen noktada bir mezar tespit edildiği ve gömülen kişinin cesedinin 1-2 yıl sonra çıkarıldığı kaydedilmiştir. Operatör, raporunda, “Belirtilen bölgede YGC cihazının uyarı vermesiyle şüpheli bir boşluk tespit ettim. Bu boşluğun mezar görüntüsünde olduğunu belirledim” ifadelerine yer vermiştir.

Soruşturmadaki bir diğer önemli husus, Gülistan Doku’ya ait sim kart üzerinden yapılan incelemelerdir. Doku’ya ait ele geçirilemeyen telefon ve sim kart, ailesi tarafından yeniden çıkartılmış, ancak valilik tarafından aileden alındığı ve soruşturma makamlarına teslim edilmediği öğrenilmiştir. JASAT tespitleri ve Ulusal Kriminal Büro raporları, bu hat üzerinden Gülistan’ın Instagram hesabına yeniden erişim sağlandığını ortaya koymuştur. Başsavcılık izniyle yapılan bu teknik müdahale, dosyada yıllardır ulaşılamayan dijital delillerin kapısını aralamıştır.

Ulusal Kriminal Büro raporuna göre, Gülistan kaybolduktan günler sonra hesabına giriş yapıldığı belirlenmiştir. 17 Ocak gecesi yapılan bu girişte hesapta bulunan bazı verilerin silindiği ve sabaha karşı çıkış yapıldığı tespit edilmiştir. Bu girişin IP adresinin belirli bir şahsın internet kullanım kayıtlarıyla örtüşmesi, dosyada önemli bir teknik delil olarak değerlendirilmektedir.

Instagram müdahalesiyle sınırlı kalınmamış, aynı gece sim kart takılarak WhatsApp’a giriş yapıldığı ve buradaki verilerin de silindiği bilirkişi raporuna yansımıştır. Bu gelişme, Gülistan’ın iletişim trafiğinin sistematik bir şekilde ortadan kaldırıldığı şüphesini güçlendirmiştir. Savcılık kaynaklarına göre, bu tür bir müdahale, “iz kaybettirme” amacı taşımaktadır.

Ulusal Kriminal Büro raporlarında, Gülistan’a gönderilen mesajlardaki ifadeler de dikkat çekmiştir. İncelemelerde, şüpheli Zaynal Abakarov’un mesajlarında sürekli tekrar eden “ONLAR” vurgusu öne çıkmaktadır. Mesaj içeriklerinde geçen “Seni ONLAR’ın elinden kurtarırım” ve “Devlete bildirmezler, korkma” gibi ifadeler, belirli bir yetkili makamı kastettiğine dair imalar içermektedir. Abakarov’un “Başına ne geldiyse de evlenir gideriz, sen anlatana kadar da sormam, sana ne yaptılarsa kabul ederim!” şeklindeki mesajı, Gülistan’ın başına gelenlerle ilgili erkek arkadaşının bilgi sahibi olduğu, ancak bildiklerini adli makamlara ifade etmediği yönündeki kanaati pekiştirmiştir.

Uzmanlara göre bu mesajlar sıradan bir iletişim değildir. “Devlete bildirmezler” ve “korurlar” gibi ifadeler, Gülistan’ın yetkili makamlarla bağlantılı kişilerden korktuğunu göstermektedir. Bilirkişi değerlendirmesinde de bu içeriklerin şüpheli şahsın olayın arka planına dair bilgi sahibi olabileceğine işaret ettiği vurgulanmıştır.

Gelinen aşamada, Gülistan Doku dosyası, klasik bir kayıp vakası olmaktan çıkmış durumdadır. Sim kartın akıbeti, sosyal medya hesaplarına yapılan müdahaleler, silinen mesajlar ve “ONLAR” detayı, soruşturmayı çok daha derin ve organize bir yapının araştırıldığı bir noktaya taşımıştır. Başsavcılık, JASAT tespitleri ve Ulusal Kriminal Büro raporlarıyla elde edilen bulgular ışığında dosyayı genişletirken, kamuoyunun gözü şimdi şu soruda: Gülistan Doku’ya ne oldu, dijital izleri kim veya kimler neden sildi?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu