Geçmişteki Kaçırılma Olayları: Anarşistlerin Hedefi Çocuklar

Erhan Karaal’ın kaçırılması, Türkiye’deki geçmiş kaçırılma olaylarını yeniden gündeme getirdi. 70’lerdeki unutulmuş vakalar dikkat çekiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın kaçırılması, Türkiye’de benzeri olayların nadir yaşanması nedeniyle büyük bir şaşkınlık yaratmış durumda. Olayın arka planı ve kaçıranların niyetleri hakkında henüz net bir bilgi bulunmamakta. Karaal, kaçırıldığı sırada kendisini alıkoyan kişilerin, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile eski Genel Müdür Serdal Taşkın’ın isimlerini vererek önce 300 kilo, ardından da 500 kilo altın talep ettiklerini ifade etti.

Türkiye’nin geçmişinde yaşanan kaçırılma olayları oldukça az. 1971’deki 12 Mart muhtırasının ardından, bu tür eylemler daha sık gündeme gelmeye başlamıştı. O dönemde, kendilerini “Milli Demokratik Devrimci” olarak tanımlayan Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan liderliğindeki gruplar, politik amaçlarla kaçırma eylemleri gerçekleştirmişlerdi. Bu olayların bazıları, askeri cunta karşısında geri adım attırma amacı taşırken, bazıları da devrimci örgütlere finansman sağlamak için düzenlenmişti.

En çok bilinen kaçırılma olaylarından biri, 17 Mayıs 1971’de THKP-C örgütü tarafından gerçekleştirilen İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’un kaçırılmasıdır. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının serbest bırakılması amacıyla gerçekleştirilen bu eylem, devletin müdahale etmemesi sonucu trajik bir sona ulaşmış ve Elrom, alıkonulduğu yerde öldürülmüştü.

Bir başka dikkat çekici olay ise, Mahir Çayan ve arkadaşlarının 30 Mart 1972’de Kızıldere’de yaşanan çatışma öncesinde, NATO Radar üssünde çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırmasıdır. Bu olay, Deniz Gezmiş’lerin idamını engellemek amacıyla yapılmıştı. Ancak, Kızıldere’deki çatışmanın başında bu kişiler de hayatlarını kaybetti.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları, yakalanmadan önce dört ABD’li askeri de kaçırmış ve fidye talep etmişlerdi. Ancak, fidye ödenmemesine rağmen, bu askerler serbest bırakıldı.

1971 yılında yaşanan daha az bilinen bir kaçırma olayı ise psikiyatrist Rahmi Duman’ın 15 yaşındaki oğlu Hakan Duman’ın kaçırılmasıdır. THKO üyeleri, Duman’ın evinde büyük miktarda para tuttuğunu öğrenince, onu hedef almışlardı. İlk başta sadece parayı almak isteyen THKO üyeleri, evdeki aile bireylerini rehin alarak Rahmi Duman’ı beklemeye karar verdiler. Ancak, Duman’ın büyük oğlu Cengiz Duman, bir fırsat bulup kaçmayı başardı ve durumu polise bildirdi. Bunun üzerine THKO üyeleri, küçük Hakan Duman’ı yanlarına alarak kaçtılar.

Hakan Duman, üç gün boyunca Feriköy’de tutuldu ve ailesinden 250 bin lira fidye talep edildi. Fidye ödenince, Hakan Duman serbest bırakıldı. Serbest bırakıldığında, kendisine iyi davrandıklarını, iyi yemekler yediklerini ve hatta tavla oynadıklarını belirtti.

Psikiyatrist Rahmi Duman, oğlu kaçırıldığında yaşadığı korku ve endişeyi bir şiirle ifade etti. Bu şiir, Alaeddin Yavaşça tarafından bestelendi ve “Kimseyi böyle perişan etme Allahım yeter” adıyla bilinen bir Türk Sanat Müziği eserine dönüştü. Duman, o günlerde yazdığı şiirinde, oğlunu beklerken hissettiği çaresizliği dile getirmiştir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu