Dilek Mete: Yalnızca Yüzde 20’si Kalıcı Olan 8 Milyon Girişim
Dilek Mete, 8 milyon girişimden yalnızca yüzde 20’sinin kalıcı olduğunu vurguluyor ve yüksek performans kültürü üzerine yeni bir bakış açısı sunuyor.
Günümüzde şirketlerin rekabet gücü yalnızca finansal başarılarla sınırlı değil. Çalışan deneyimi, kurum içi uyum ve ortak değerler etrafında şekillenen bir kültür, iş dünyasının belirleyici unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu bağlamda, Dilek Mete, Ceres Yayınları tarafından yayımlanan “GEN-Z ile Yüksek Performans Kültürü Yaratmak: Nasrettin Hoca Yönetim Danışmanı Olursa” adlı kitabında, geleneksel yönetim modellerinin eksikliklerini ele alıyor ve kuşaklar ötesi bir yönetim anlayışının nasıl oluşturulabileceğine dair bir yol haritası sunuyor.
İş dünyasındaki hızlı değişim, şirketlerin iç yapısını ve yönetim anlayışlarını yeniden gözden geçirmelerini zorunlu kılıyor. Farklı kuşakların ve deneyimlerin bir araya geldiği günümüz çalışma ortamlarında, kurumlar “uyumlu bir yapı nasıl oluşturulabilir?” sorusuna yanıt arıyor.
Dilek Mete, kitabında “Gen-Z” kavramını bir yaş grubuyla sınırlı tutmuyor; onu öğrenmeye açık, anlam odaklı ve çevik bir çalışma tarzı olarak değerlendiriyor. Ceres Yayınları tarafından yayımlanan bu eser, yüksek performansın yalnızca bireysel başarılarla değil, paylaşılan değerler, güven ortamı ve güçlü bir kurum kültürü ile mümkün olabileceğini vurguluyor. Bu yönüyle kitap, dönüşüm sürecini anlamak isteyen yöneticiler ve ekipler için yeni bir perspektif sunuyor.
Nasrettin Hoca’nın Yönetim Danışmanlığı
CB Insights ve Startup Genome araştırmalarına göre, her yıl dünya genelinde kurulan 8 milyondan fazla şirketin yalnızca yüzde 20’si ayakta kalmayı başarıyor. MarketsandMarkets’in tahminlerine göre ise 2026 yılı itibarıyla dünya ekonomisinin yarısının bugünün girişimleri tarafından şekillendirilmesi bekleniyor.
Dilek Mete, yaklaşık 30 yıllık deneyimiyle geliştirdiği Myliba Kültürel Yönetim Modeli üzerinden, kurumların yalnızca rakamsal başarılarla değil, insan odaklı değerlerle nasıl büyüyebileceğini anlatıyor. Kitapta Nasrettin Hoca, bir yönetim danışmanı olarak karşımıza çıkarak günümüzün karmaşık yönetim dilini, herkesin bildiği o samimi hikayelerle sadeleştiriyor.
Liderlik anlayışındaki köklü değişime dikkat çeken Mete, yöneticilerin geleneksel hiyerarşik güç yapılarını bir kenara bırakıp, koçluk rolüne bürünmeleri gerektiğini vurguluyor. Modern yönetim stratejilerini Nasrettin Hoca’nın kadim bilgeliğiyle harmanlayan bu çalışma, okuyucuları eski öğretiler ile günümüz dijital dünyası arasında bir köprü kurmaya davet ediyor. Mete’ye göre, kurumların sadece finansal hedeflere odaklandığı dönem geride kalıyor; sürdürülebilir başarının anahtarı, çalışan deneyimi ve kültürel uyumu operasyonel süreçlerin merkezine yerleştirmekte yatıyor.




