Fahrünnisa Zeyd Kimdir? Hayatı ve Önemli Eserleri

Fahrünnisa Zeyd’in hayatı, sanat eğitimi, evlilikleri, soyut resme geçişi ve Cehennemim ile Atom ve Bitkisel Yaşam Arasında eserleri.

Fahrünnisa Zeyd, Doğu ile Batı arasında kurduğu özgün sanat diliyle Türk modern sanatının uluslararası ölçekte tanınan isimlerinden biri oldu. Kraliyet çevrelerinden Paris’in avangart sanat ortamına uzanan yaşamı boyunca figüratif resimden soyutlamaya yönelen sanatçı, farklı kültürleri ve kişisel deneyimlerini eserlerinde bir araya getirdi.

Fahrünnisa Zeyd kimdir?

1901’de Büyükada’da doğan Fahrünnisa Zeyd, 1991’de Amman’da hayatını kaybetti. Türk modernizmi, Paris Ekolü ve soyut dışavurumculukla ilişkilendirilen sanatçı; resim, portre ve soyut kompozisyon alanlarında üretim yaptı. Cehennemim, Soyuta Karşı Mücadele ve 1962 tarihli Break of the Atom and Vegetal Life, sanat anlayışını yansıtan başlıca çalışmaları arasında yer alır.

Şakir Paşa ile Giritli İsmet Hanım’ın beşinci çocuğu olan Zeyd, sanat ve edebiyatla iç içe bir aile ortamında büyüdü. Babası Şakir Paşa, yaklaşık 5 bin kitaptan oluşan geniş bir kütüphaneye sahipti; altı dil biliyor ve resimle de ilgileniyordu. Ailenin kültürel çevresi, Fahrünnisa Zeyd’in erken yaşta sanatla tanışmasında belirleyici oldu.

Şakir Paşa’nın Büyükada’daki köşkü, müzik ve resim derslerinin verildiği, yabancı dillerin öğrenildiği canlı bir kültür ortamına dönüştü. Zeyd’in kardeşleri ve yakınları arasında edebiyatçı Cevat Şakir Kabaağaçlı, sanatçı Aliye Berger ve seramik sanatının öncü isimlerinden Füreya Koral da bulunuyordu. Bu çevre, onun sanatla kurduğu ilişkinin gelişmesine katkı sağladı.

Resme ilgisi çocukluk yıllarında belirginleşen Zeyd, sekiz yaşında yaptığı bir çizimle ağabeyi Cevat Şakir’in dikkatini çekti. On dört yaşındayken Giritli büyükannesinin portresini yaptı. Bu çalışmalar, sanatçının figürle kurduğu ilk ilişkinin önemli örnekleri olarak kabul edilir.

1919’da İstanbul’daki Sanayi-i Nefise Mektebi’ne giren Zeyd, her gün Büyükada’dan okula gidip geldi. Desen ve perspektif alanında sağlam bir teknik altyapı edinse de dönemin akademik yağlı boya anlayışını sınırlayıcı buldu. Aynı yıl yazar İzzet Melih Devrim’le evlendi ve balayını Paris’te geçirdi. Bu seyahat, Batı sanatıyla kurduğu ilişkinin güçlenmesini sağladı.

Fahrünnisa Zeyd’in ailesi ve yaşamı

İzzet Melih Devrim’le evliliği sırasında Paris’in sanat ve kültür çevrelerine giren Zeyd, seçkin davetlerde ve entelektüel toplantılarda yer aldı. Bu dönemde Mustafa Kemal Atatürk’le de tanıştı. Yeni Türk Alfabesi üzerine düzenlenen bir konferansta Atatürk’ün tahtaya yazdığı ilk isimlerden biri Fahrünnisa oldu.

Sanatçının özel yaşamı ise her zaman bu sosyal hareketlilik kadar kolay ilerlemedi. İlk çocuğu Faruk’u iki buçuk yaşındayken kızıl hastalığı nedeniyle kaybetmesi, hayatının en ağır acılarından biri oldu. İzzet Melih Devrim’le evliliğinden 1926’da Melih Devrim dünyaya geldi. Daha sonra Paris’te sanat eğitimi alan Melih Devrim, Türkiye’de soyut resmin öncü isimleri arasında gösterildi.

İzzet Melih Devrim’den ayrılmasının ardından Zeyd, Ürdün Prensi Emir Zeid’le evlendi. Eşi, sanatçının üretimini destekledi ve özellikle sağlık sorunları yaşadığı dönemlerde yanında oldu. Bağdat’ta geçirdiği yılların ardından yeniden Paris’e dönen Zeyd, Emir Zeid’in ölümünden yaklaşık beş yıl sonra oğlu Raad’ın yaşadığı Amman’a yerleşti.

1976’dan 1991’deki ölümüne kadar Amman’da yaşayan sanatçı, burada portreler yaptı ve öğrenciler yetiştirdi. Amman Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurulmasına öncülük ederek modern sanatın Ürdün’de gelişmesine katkı sundu. Bu çalışmaları nedeniyle Amman’a modern sanatı taşıyan ilk kadın ressam olarak anıldı.

Sanat eğitimi ve soyut resme geçişi

1927’de Paris’teki Académie Ranson’a kaydolan Fahrünnisa Zeyd, burada Roger Bissière’in öğrencisi oldu. Bissière’in modelin yalnızca bir başlangıç noktası olduğu yönündeki yaklaşımı, Zeyd’in sanat anlayışında önemli bir değişim yarattı. Sanatçı, gözle görülen gerçekliği birebir aktarmak yerine kendi iç dünyasını, renk algısını ve çağrışımlarını resme taşımaya başladı.

Zeyd, ilk dönemlerinde soyut resme mesafeli durduğunu, ancak yaşam deneyimlerinin onu zamanla figürden uzaklaştırdığını anlatıyordu. 1938’de Bağdat’a yaptığı ilk ziyaret sırasında pencereden gördüğü kadınların ve çocukların kendisinde öncelikle renkleriyle iz bıraktığını söyleyen sanatçı, bu gözlemin soyutlama anlayışını etkilediğini belirtti.

Paris sanat çevresinde asıl kabulünü 1953’te Galerie Dina Vierny’de açtığı sergiyle kazanan Zeyd, ardından Avrupa’nın farklı kentlerinde sergiler düzenledi. Türkiye’de ise 1964’te İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi ve Ankara Hitit Müzesi’nde kişisel sergiler açtı. Bu sergiler, sanatçının soyut çalışmalarıyla daha geniş bir izleyici kitlesi tarafından tanınmasını sağladı.

Fahrünnisa Zeyd’in önemli eserleri

Cehennemim – 1951

Cehennemim, Zeyd’in portre anlayışını ve insan ruhuna odaklanan yaklaşımını yansıtan çalışmalarından biridir. Sanatçıya göre portre, fotoğrafik bir benzerlik arayışından ibaret değildi. Ressam, model ve tuvalde ortaya çıkan üçüncü unsur arasında bir gerilim oluştuğunu düşünüyor; portreyi bu belirsizlik ve mücadele içinden kuruyordu.

Geçmişten Biri (Otoportre) – 1980

1980 tarihli Geçmişten Biri, sanatçının kendi kimliğini ve geçmişle ilişkisini ele aldığı otoportrelerinden biridir. Fahrünnisa Zeyd’in resimleri, tek bir coğrafi veya kültürel kimliğe indirgenemeyen sanat anlayışını ortaya koyar. İran, Pers ve Batı etkilerinin birlikte hissedildiği bu yaklaşım, onun özgün üslubunun temel özelliklerinden biridir.

Soyuta Karşı Mücadele – 1947

Soyuta Karşı Mücadele, Zeyd’in figür ile soyutlama arasındaki ilişkiyi sorguladığı döneme aittir. Sanatçı, portre ile soyut resim arasında kesin bir ayrım bulunmadığını düşünüyordu. Ona göre tuvalde görünen yüz, yalnızca fiziksel görünüşü değil, kişinin geçmişini, ruh hâlini ve sanatçının zihninde uyandırdığı farklı medeniyetleri de taşıyabilirdi.

Atom ve Bitkisel Yaşam Arasında – 1962

Fahrünnisa Zeyd’in 1962 tarihli bu eseri, Dubai’de Christie’s tarafından düzenlenen bir müzayedede 2 milyon 741 bin dolara (yaklaşık 5 milyon 450 bin TL) alıcı buldu.

Sanatçının uluslararası alanda en çok dikkat çeken çalışmalarından biri, özgün adı Break of the Atom and Vegetal Life olan 1962 tarihli eserdir. Kompozisyonda atomik parçalanma duygusu ile organik ve bitkisel formların sürekliliği aynı yüzeyde buluşur. Çalışma, 1950’lerin sonu ve 1960’ların başında bilimsel gelişmelere duyulan hayranlıkla nükleer çağın yarattığı kaygıyı birlikte yansıtır.

Bu eser, Christie’s müzayedesinde 2,74 milyon dolara satıldı. Satış, Fahrünnisa Zeyd’in uluslararası sanat piyasasındaki görünürlüğünü artıran önemli gelişmelerden biri oldu.

Fahrünnisa Zeyd’in sanat yaşamını ve düşünsel dünyasını ele alan İç Dünyaların Ressamı adlı kitap, sanat tarihçisi Adila Laïdi-Hanieh tarafından kaleme alındı. Tate Modern’de 2018’de düzenlenen retrospektif sergi kapsamında hazırlanan çalışma, Dirimart RES tarafından Türkçeye kazandırıldı. Kitabın kapağında yer alan ve sanatçıyı eserlerinin önünde gösteren fotoğraf ise Ara Güler tarafından çekildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu