Şapinuva Antik Kenti’nde 3.400 Yıllık Yapının Sırrı Araştırılıyor
Çorum’un Şapinuva Antik Kenti’nde 3.400 yıllık anıtsal yapının gizemi çözülmeye çalışılıyor. Kazılar devam ediyor.
Çorum’un Ortaköy ilçesindeki Şapinuva Antik Kenti’nde gerçekleştirilen arkeolojik kazılar, yaklaşık 3.400 yıl öncesine ait anıtsal bir yapının ortaya çıkarılması için devam ediyor. İçerisinde ‘L’ şeklinde odalar ve kurban kalıntıları bulunan bu yapının ne amaçla inşa edildiği, disiplinler arası bir uzman ekibi tarafından inceleniyor.
Şapinuva, dini, askeri ve ekonomik açıdan önemli bir yerleşim yeri olarak biliniyor. Burada ortaya çıkarılan yaklaşık 4.000 tablet, 3.500 yıl önceki devletin idari yapısı, halkın günlük yaşamı ve kültürel alışkanlıkları hakkında önemli bilgiler sunuyor. Hititlerin Hattuşa’dan sonraki önemli kentlerinden biri olan Şapinuva’da 1990 yılında başlayan kazılar, Hitit Üniversitesi bünyesinde sürdürülüyor.
Çorum Belediyesi’nin de destek verdiği bu kazılar, Hititler hakkında daha önce bilinmeyen yönlerin gün yüzüne çıkarılmasını hedefliyor. Kazıların başında bulunan Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Önder İpek, 2024 yılında keşfedilen yapının işlevinin belirlenmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Önder İpek, arkeolojik çalışmalar ve karbon testleri sonucunda binanın milattan önce 1380’li yıllarda inşa edildiğini belirlediklerini söyledi. İpek, kazı çalışmalarının 36 yıldır kesintisiz devam ettiğini vurgulayarak, “Bu çalışmalar sonucunda Hitit Kralı II. Tuthaliya’nın eşiyle birlikte bu kente geldiğini biliyoruz. Ayrıca, buranın bir dönem Hititlere başkentlik yaptığını da biliyoruz. Kralın geldiği dönemde burada anıtsal binalar inşa edilmişti. Biz de o anıtsal binaların kuzeydoğusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz,” dedi.
2024 yılında jeofizik çalışmalarıyla yer altında büyük bir yapı tespit ettiklerini aktaran İpek, 5×5 metrelik açmayla başladıkları kazıda ilk yıl yapının yaklaşık yüzde 20’sini ortaya çıkardıklarını belirtti. 2025 ve bu yıl yürütülen kazılarda binanın büyük ölçüde gün yüzüne çıkarıldığını ifade eden İpek, “Üç yıllık çalışmada dış duvarlarını takip ettik ve binayı neredeyse tespit ettik. Bazı yerlerde iç mekanlara, odalara girmeye başladık. Bu sene odaların içindeyiz. Bu çalışmalarla binanın fonksiyonunu öğrenmeyi umuyoruz. Burada bulacağımız bazı arkeolojik malzemeler, binanın işlevi hakkında veri sağlayacak. Şu ana kadar bu binanın bir kamu yapısı, tapınak ya da idari bina olup olmadığını kesin olarak söyleyemiyoruz. İç odalarda yapacağımız çalışmalarla bunu bu yıl ortaya koyacağız,” dedi.
Yapıda geçen yıl uzun ‘L’ biçimli odalar bulduklarını söyleyen İpek, bu yıl bu odaların simetrisini keşfettiklerini belirtti. 2025’te bu odada tabana yakın bir kısımda taş döşeme ve üzerinde başı olmayan bir kuzu ya da keçi yavrusu iskeletine rastladıklarını ifade eden İpek, “Hangi hayvana ait olduğunu tespit etmek için çalışmalar sürüyor. Bu yılki çalışmalarda da diğer ‘L’ şeklindeki odada bir sığır kafatası bulundu. Yine bir taş döşeme üzerine konulmuş. Yazılı kaynaklardan, bu yapılarda tadilat yapıldığında kurban kesildiğini biliyoruz. Biz de yazılı kaynaklara paralel olarak bulduğumuz hayvan gövdesi ve kafatasının bu binanın evrelerinde kurban edildiğini düşünüyoruz. Bu binada birkaç evre gördük,” diye ekledi.




