İsrail, Dünyanın En Fazla Boykot Edilen Ülkesi Oldu
İsrail, Batı Şeria’daki şiddet ve toprak gaspları nedeniyle dünya genelinde en çok boykot edilen ülke haline geldi.
İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesi, işgal altındaki Batı Şeria’daki artan şiddet olayları ve Filistin topraklarının gaspedilmesi dolayısıyla Avrupa ülkeleri ve boykot gruplarının baskısı altında kalan İsrail’in, dünyanın en çok boykot edilen ülkesi haline geldiğini duyurdu.
Batı Şeria, Gazze, Filistin ve Lübnan’da yaşanan insanlık dramı her geçen gün derinleşiyor. İsrail’in bu bölgelere yönelik saldırıları, durumu daha da kötüleştiriyor.
Gazete, İsrail’in savaş sürecinde dünya kamuoyundaki itibarının ciddi şekilde zedelendiğini ve uluslararası alanda boykot edilmeye başlandığını aktardı.
Habere göre, Avrupa ülkeleri Batı Şeria’daki şiddet olayları ve toprak gaspları nedeniyle İsrailli bakanlar ile bu toprakları işgal eden kişilere yönelik yaptırımlar uygulamaya başladı. Bu yaptırımlar, giriş yasakları ve yatırım kısıtlamalarını içeriyor. Uluslararası boykot grupları da bu süreçte baskıyı artırarak İsrail’e karşı duruş sergiliyor.
Yedioth Ahronoth, İsrail’in birden fazla ülkeden gelen boykot, tecrit ve yaptırım destekçisi örgütlerin baskılarıyla karşı karşıya kaldığını ve bu durumun uluslararası bir yaptırım dalgasına dönüşmekte olduğunu vurguladı.
Boykot faaliyetleri, özellikle Ekim 2023’te İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik gerçekleştirdiği saldırılardan sonra hız kazandı. Fransa, daha önce giriş yasağı koyduğu aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in ardından Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’e de yasak getirdi. Bu yasakların gerekçesi, bu kişilerin işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhakını ve Filistin yönetimini baltalayan politikaları aktif olarak desteklemeleri olarak gösterildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Smotrich’in politikalarının uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Yaptırımlar, İsrail’in hem yurtdışındaki eylemlerini hem de iç politikalarını hedef alıyor. Boykot, İsrail vatandaşlarının yurtdışında dışlanması, sanatçıların İsrail’de sahne almayı reddetmesi ve yazarların eserlerinin İbraniceye çevrilmesine izin verilmemesi gibi birçok alanda kendini gösteriyor.
Norveç Varlık Fonu’nun İsrailli şirketlerden yatırımlarını çekmesi gibi yabancı yatırımları geri çekme girişimleri de artış gösterdi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin kara listesi, “Yeşil Hat”ın ötesinde faaliyet gösteren İsrailli ve uluslararası şirketleri hedef alıyor.
Batı Şeria’daki İsraillilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerini ve mülklere zarar verdiğini gösteren raporlar ve videolar, yaptırımları daha da körükledi. Bu görüntüler, İsrail hükümeti tarafından desteklenen gasp faaliyetlerinin yanı sıra Filistinliler için idam cezası gibi yasal düzenlemeleri de gözler önüne seriyor.
Bakanların kamuoyuna yönelik açıklamaları ve eylemleri, özellikle Ben-Gvir’in Gazze’ye giden Küresel Sumud Filosu’nun katılımcılarını aşağıladığı videosu, birçok ülke tarafından “kırmızı çizginin aşılması” olarak değerlendirilerek kınandı.
Fransa, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Norveç, Batı Şeria’da şiddeti teşvik eden İsraillilere ve kuruluşlara karşı koordineli yaptırımlar uyguladı. Fransa, isimlerin tam listesi açıklanmamış olsa da dört İsrailli lidere ve 21 kişiye giriş kısıtlaması getirdi. İngiltere ise İsraillilerin saldırılarının finansman ağlarını hedef alan bir “eylem planı” başlatarak şirketleri Batı Şeria’da işgal edilen bölgelerde faaliyet göstermekten kaçınmaya çağırdı.
Kanada, iki İsrailliye ve beş kuruluşa giriş yasağı ve mali kısıtlamalar getirirken, Avustralya üç İsrailliye ve altı yasa dışı işgal edilen Filistin toprağına yaptırım uyguladı. Yeni Zelanda da Ben-Gvir ve Smotrich’in aralarında bulunduğu 35 kişilik kara listeye üç İsrailliyi daha ekledi. Ayrıca, Fransa, Küresel Sumud Filosu olayıyla bağlantılı işkence ve savaş suçları iddialarına ilişkin soruşturma başlattı.
İtalya ise, İtalyan sivilleri aşağıladığı gerekçesiyle Ben-Gvir hakkında bir inceleme başlatacağını açıkladı. Ben-Gvir, eylemlerini savunarak İtalya’yı “iki yüzlüler ülkesi” olarak nitelendirmiş ve İsrail ordusunun yanında durmaya devam edeceğini belirtmişti. İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Ben-Gvir’in bu açıklamalarını kabul edilemez bulduğunu ifade ederek kınadı.
İsrailli bakanlara yönelik kişisel yaptırımlar konusunda Avrupa Birliği (AB) içindeki görüşmeler devam ediyor. Mevcut yaptırım dalgası ve boykot faaliyetleri, bir strateji değişikliğini yansıtıyor. Önceki girişimler, İsrail’in iki devletli bir çözüm için müzakerelerde bulunması yönünde baskı yapmayı hedeflerken, günümüzde boykot hareketi, İsrail’in dünya çapındaki meşruiyetinin sorgulanmasına yol açıyor.




